kim dedi?

Merrill Garbus

Piyano ogretmeni hippie bir anne, hamileligi boyunca Bach calisirsa dogan cocuk neler yapabilir?



dijital ses kayit cihazi ile kaydedilmis, tUnE-yArDs- BiRd-BrAiNs




ve 19 Nisan'da cikmis studyo albumleri  W h o k i l l

deneysel deyip gecmeyin...

lilo

yollarda bul beni

http://www.youtube.com/watch?v=jN_w8CbdS8o&feature=share

Sanırız sadece şarkının sonunda bir anlık duyulan belli belirsiz saksofonda aramak lazım.

sezen abla

başkası “bir yorgan misali örtündüm yalnızlığı, bu yıl da aşk buraya hiç uğramadı” dese, at zekerinde kelebek kanadı esintisi yaratır a, işte, bu kadın, yarı-ithal bir drum’n’bass üzerine döşediği yarı-yanık edasıyla hazmedilir kılıyor bu meşum cümleyi. çünkü aynı kadın, bir başka şarkıya girmeden evvelki ud taksiminde o muazzam çalgıyla nasıl muhabbet edebileceğini, dahası, onunla nasıl hemhal olabileceğini de gözümüzün, gönlümüzün önüne seriveriyor. yani, seneler evvel yaptı bunları bu kadın! senelerdir, öyle ya da böyle, yapıyor. yapıyor kadın bunları! yapıyor yani! itirazı olan?




seneler herkesten kucak kucak alıp götürür, pek çoğunu görünmez kılarken, cümle kimyanın ve dahi tükenmesi namümkün muğlak bir arzunun iptilasıyla, sezen aksu her lafzında bir yerlerimize (aynı anda ve farklı anlarda pek çok yerimize) temas ediyor; hem de kendi resmini daha da, daha da belirginleştiriyor.

devamsız tilmizlerden müteşekkil tuhaf bir ekole sahip olduğu söylenegelir: onun vokalistliğiyle başlayıp titrek tay adımlarıyla popüler kültür hayatımıza duhul etmiş, sonra -kendi olmaya, yahut külliyen kayboluşa doğru- kopmuş nice isim mevcut, bir nefeste sayılabilecek. tilmizlerinin parlamasının da sönmesinin de onu yüceltiyor olması, ne tuhaf, ne güzel!

boğaz’a bakan evinde –ki videolarından birinde görünür bir vapurun yansıdığı bir serencam- bir zaman ikamet etmiş olanlar, müzikten, esrardan ve şehvetten müteşekkil, dursuz duraksız bir ‘kafa’dan bahsediyorlar. şahane hikaye! ağır takıldıkça kah ağırlaşan, kah hafifleyen ‘kafalar’ desek daha iyi, herhalde: pek çoğu saçma sapan adam ve kadın müsveddelerinin albümünü çekip çevirmiş, bir kısmı ‘kendi’ne saklanmış bir tuhaf külliyat. birine sattığı bir şarkıyı yıllar sonra (pek mahir olduğu müzik pazarına saygısından, bekliyor biraz, herhalde) kendi icra ettiğinde, her nasılsa, bir kilidin kovuğuna oturması hissini yaşıyoruz. “zulada bir kaç şişe yakut, yer gök kırmızı” diyecekse birileri, ondan başka kime inanabiliriz?

öte yandan, beraber bestelediği, çaldığı, söylediği cemaat de takdire şayan: erkan baba’dan night ark’a uzanan çok kültürlü, çok kimlikli bir güzel rota. hem, kim, pek sevgili turgut uyar’ın dizelerine bu kadar tad’lı tasallut edebildi, ondan başka?

pek kıymetlimiz metis yayınları sağolsun; şarkı sözleri kitap oldu, seneler evvel. bir de fatih akın adlı müthiş serserinin, malum filmin merkezine onu oturtmak marifetiyle icra ettiği muazzam –ve pek yerinde- saygı duruşu, tüm yazdıklarımıza, düşündüklerimize cila! (‘istanbul hatırası’nın filmdeki versiyonunu hatırlamayanlarla işim olmaz; bu böyle.) ne ki, sezen aksu belgeseli, sezen aksu monografisi, hala, eksik. bunca ağır hissiyat ve dahi ona eşlik eden nebat, ve elbet bir o kadar kimya onu alıp götürmeden, biri yapsa şu işi! ama bu kişi naim dilmener olmasa, mesela. olur da yapılırsa güzel bir biçimde, sadece pop denen hadiseye kılavuz olmaz o: kendi ruhani sergüzeştimize dair bir şeyler de çıkar oradan, zannederim. senelerdir dilimizde: hepimizi kanser edecek bu kadın! burası malum! ama, kendisi çekip gitmeden, kayıt düşmek lazım değil mi, bu zamanların tarihine, onu? eski bir ahşaba küçük bir parça sedefi hakkınca kakmak gibi?

hadi!

hani, “hepimizi gömer; gömsün de!” diyesim var. bu işlere bakan bir tanrıya, mevcutsa, “beni al, onu alma” demek isterim. olur da göçerse, yine ondan alıntılayarak, “yapacak hiç bir şey yok, gitmek istedi, gitti” derim, elbet. son iki alıntıyı fena halde yanlış kullandığımı –ve dahi tek başına söz’ün, müzik olmadan o kilidi kovuğuna asla oturtmayacağını da- not ederek.

“artık hayatımdan çıksan diyorum” diyor bir yerde; bizden el cevab: “takatimiz var hala: aynen devam, sezen abla!”. işte, yaz kapıda: gene patlatacaktır bir hit. ve elbet, plağın diğer yüzünde derunumuza duhul edecek bir yürek burgusu. işte, ona hazırlık olsun bu naçizane yazı bozuntusu.

p.s. naçiz yazarınızın da hazır bulunduğu bir konserde, şarkılarına hep bir ağızdan eşlik eden binlerce amfitiyatro sakinine şöyle buyuruyordu, sezen abla: "aslında kendiniz şarkı söylemek istiyorsunuz, ama siz söylerken benim de burada olmamı istiyorsunuz!" haklıydı.

siempre!



"bugün artık bahardan bir nefes alamayanlar için, kıyımdan geçirilen halklar, katledilen yoldaşlar, her ölüm zamansız kabul, lakin amansız yitirilen dostlar, müşterek aşklar, orta sınıf yalanlarıyla meftun arkadaşlar, ummanların ötesindeki altın şehre yürüyen yolcular ve sayılamazlar için bir nefes alalım. bugün 24 nisan, bugün aldığımız nefesi ciğerlerimizin her köşesinde, her bir hücremizde, tüm bedenimizde gezdireceğiz, ondan acıyı süzecek, öfkeyi umuda çevirecek, tefekkürü eyleme dökecek, 1Mayıs'ta her yerin şarkısını, coşkuyla, hep birlikte söyleyeceğiz."

bandista'dan bir adım daha: daima!

yeni sağcılar, yeni soul'cular



ada'nın bu post-dubstepçi (james blake), bu neo-soul'cu veletlerindeki erken bilgelik hayra mı alamet, şerre mi? jamie woon'un night air'ine çok takıldım son günlerde nedense. "I've acquired a taste for silence" demesinden olabilir mi?

diz üstü kulak

cuma friday venerdì freitag Петак Ուրբաթ

Bir albüm, bir parça.


Burning feat. Nick Maurer by Get Physical Music




3. Ginkgo Biloba-MASTER by BeaTricks - Class B Band

Bu arada böyle arkadaşlara ne kadar ihtiyacım olduğunu biliyor muydunuz?

"haeır yu stağt a pağte, pıliz injoyet rispansibley"

lilo

tadımlık karanlık

fink - perfect darkness

Fink, yaz için yeni albüm müjdesini verdi; verirken de albüme ismini veren "Perfect Darkness" parçasını tadımlık mama olarak ortaya ikram etti. Buyrun...

cep hop


Cool Out - The Rise


cep telefonu, smart phone, app dunyasi, mobil muzik, hip hop, sokak

kültür devinimi


Marsilya'lı hip hop/trip hop kolektifi Chinese Man, nihayet işi sadece EP'ler ve toplamalardan çıkarıp Racing Wtih The Sun ismi verilen yekpare bir uzunçalara döktü. Albümün belirli bir konseptten olabildiğince uzak olması, her ne kadar alelacele hazırlanmış bir toplama izlenimi bıraksa da, hoşa gitmiyor değil. İçeride "çıt..ı ıh.." diyerek geçileni de var, "neler düşünüyo be adamlar..." diyerek takılıp kalınanı da. Hani kültür devrimi yaratacak bir rüzgar estirmeyeceği belli de, "iyiymiş be hocam? ha?" dedirtmesi bile yetiyor. Fransa'nın Paris'ten ibaret olmayacağını, dahası, Çin'in bile (hip) hop diye Marsilya'ya düşebileceğini gördük; mesuduz.
http://www.youtube.com/watch?v=cylJSwy-fG8

Ю́рий Алексе́евич Гага́рин


50 yıl evvel bugün, ne var ne yoksa gördü.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=XeC4nqBB5BM&hl=en_US&feature=player_embedded&version=3]

Burial - hem sever hem gömer!

Burial - Street Halo


Burial'dan bir süredir beklediğimiz yeni EP "Street Halo" karanlık stüdyolardan adanın karanlık sokaklarına ilkbahar güneşi gibi düştü... Alışageldiğimiz Burial'in o "severken döven" bipolar soundu tabii ki EP'nin her köşesine hakim fakat özellikle EP'nin isim babasi Street Halo parçası Four Tet'le yapılan çalışmalarda olduğu gibi temelinde yatan 4/4 yapıyı güçlü bir şekilde  hissettiriyor ve dubstep dj'lerinin yanında techno ve deep house dj'lerinin de plak çantalarında yerini alacağa benziyor. Ne dersiniz?

düşük kalkanı


Zaafa mı meyilliyiz, yoksa bir "durum" olarak meyle mi ciddi zaafımız var bilinmez. Bunu parabole bakarak çıkarmaya çalışmanın bizatihi kendisi yukarıdaki ikileme bir cevap niteliği taşır mı? Taşımaz mı?

Sahi bir doğru ve bir odak noktasına eşit uzaklıktaki noktaların geometrik yerleri gerçekten bize cevabı verir mi? Tekrar: Zaafa mı meyilliyiz, yoksa meyle mi zaafımız var? Zaafa mı meyilliyiz, yoksa meyle mi zaafımız var? Zaafa mı meyilliyiz, yoksa meyle mi zaafımız var? Zaafa mı.....

Mama'ya Tool geliyor; az biraz da abartılmış kariyerlerinin tepe noktası Lateralus 'ta söyleyecek ciddi sözleri olduğunu müjdeliyor. Parabol'e geri dönelim...Meyle mi zaaf.
[vimeo 18674688 w=400 h=302]

Parabol/Parabola from Buttercuts Editorial on Vimeo.