emperor

 

 '...according to Hardt and Negri's Empire, the rise of Empire is the end of national conflict, the "enemy" now, whoever he is, can no longer be ideological or national. The enemy now must be understood as a kind of criminal, as someone who represents a threat not to a political system or a nation but to the law. This is the enemy as a terrorist....In the "new order that envelops the entire space of... civilization", where conflict between nations has been made irrelevant, the "enemy" is simultaneously "banalized" (reduced to an object of routine police repression) and absolutized (as the Enemy, an absolute threat to the ethical order.'


İki Albüm, Tek Yol




Bu iki albüm; metal müziğin uç ve de orijinal öğelerini birer yıl arayla biz müzikseverler ile buluşturan, adını Türkçe'ye "kulak ağrısı" olarak çevirebileceğimiz bir plak şirketinden çıkmış, ellerinde hayat buldukları insanların ilk çalışmaları olan başyapıtlar. Yazının konusu ise geçenlerde edindiğim "Left Hand Path" plağıyla tüm duyu organlarımla haşır neşir olurken, o duyu organlarından göz olanının albüm kapağında gördüğü bazı detaylar. Show TV ile büyümüş bir neslin temsilcisi olarak "kırmızı daire" ile işaretlediğim kısmın "Altars of Madness" albüm kapağına çok benzemesi, LHP'den bir sene evvel çıkan bu albümden alınan ilhamla "Left Hand" yolundan gidildiğinin bir itirafı değil de nedir? Biz bu yola çıktık ama sizin "delilik" yolunda kurban ettiklerinizin ruhları yanımızda diyerek Morbid Angel tayfasına selam çakmak değil midir bu?

icon



Compuphonic feat. Marques Toliver - Sunset ( Aeroplane Remix ) by Aeroplane (Official)

"Taş Yerinde Ağırdır" ya da "Taşı Gediğine Koymak"





Albümlerinin açılışını yapan iki şarkı arasındaki fark dağlar kadar belki ama iki vokalin de şarkıya benzer şekilde girmesi, ikincisinin olduğu albümü, çıktığı vakit "ne lan bu?" deyip sonra götümüzün dibinden ayırmadığımız Kid A'in mertebesine getireceğinin habercisi gibi duruyor.

Thom Yorke abimizin "fade in"ine, yıllar sonra mukabele eden canımız-ciğerimiz-komşumuz Sakis kardeşimizin niyetinden azade, tespitimizdir; kritik kayıtlarına geçilsin.


misantroglossophobia



Hüzünde, neşede ve ayakta...


Doğumun sevincini de ölümün hüznünü de, doğanın ya da ölenin yakınlarının mahremi diye düşünürüm; bu yüzden kutlama ya da taziye pek içimden gelmez. “İyi ki doğmuş“ diye sevindiğim, “oldu mu bu şimdi” diye üzüldüğüm kişiler de vardır elbet. Ne tesadüf ki bugün, iki duygunun da kesiştiği bir gün: Umut bağlanılan bir liderin gidiş, umut paylaşılan bir yazarın doğum günü.

Fransız yazar Michel Tournier hapisanedeyken, hapishane arkadaşları, ayakta yazabilmesi için ona özel bir masa yapıp armağan etmişler. Yazarın ayakta duranının makbul olduğunu ve Tournier’in de bunu layıkı ile yaptığını düşündükleri için olsa gerek.

Fotoğraflarda Chavez’i çoğu kez yumruğunu havada sıkmış bir vaziyette ya da ona “diktatör” diyenlerin saçmalamalarına, kelimenin içindeki “dik” kadar anlamlı gülümsemesiyle karşılık verirken bir yandan da halkına el sallarken gördüm. Ve hep ayaktaydı.



Kendini, yaşadığı dünyadan soyutlamadığından kumdan, çöpten (ve belki de boktan) kitaplarını yazarken; yaşadığı dünyadan soyutlayarak oğlunu nasıl büyüttüğünü anlatırken; müziğe, sinemaya, edebiyata dokundurmadan yapamadığı ve bu yüzden tadından yenmeyen sanal köşe yazılarını paylaşırken zihnimde canlandırdığım Ali Mert de hep ayaktadır. Ama ara sıra dinlenmek için caz -çoğunlukla avangart- dinlerken ayaklarını sehpaya uzatıp oturmak şartıyla…



Ayakta durmak doğal seçilimin bir sonucu ama “ayakta durmak” seçilmemenin bir nedeni. O yüzden ölenimiz, doğup da "olan"ımızdan çok. Ali Mert’e, ailesi ile birlikte, evrime inat uzun ve üretken bir hayat dilemek gibi ufak bir hediye verirken, giden Chavez’in ardından efkar dağıtmak ve enseyi karartmamak için “Düşmeyen kızıl bayraktan umut kesilmez” diyeyim ve ekleyeyim.


sun


“Neither the sun nor death can be looked at steadily.”

François de La Rochefoucauld


fish-eye


“The darkening of the world makes the irrationality of art rational: radically darkened art.” 

Theodor W. Adorno, Aesthetic Theory


laf-ü güzaf




mask


The Past: Our cradle, not our prison; there is danger as well as appeal in its glamour. The past is for inspiration, not imitation, for continuation, not repetition.


atonal simetri


'Simetri değişik şekillerde gözlemlenebilir: Geçen zamana nazaran, bir hacimsel ilişkiye istinaden, ölçeklendirme, döndürme ve aynalama gibi geometrik dönüşümler vasıtasıyla, diğer işlevsel fonksiyonlar vasıtasıyla (düzenli bir desen ile kaplı yer döşemesi, vb), soyut nesnelerin durumu olarak bilimsel modeller, dil, müzik, ve hatta bilginin kendisi. Simetrik nesneler, bir kişi, kristal, desenli örtü, yer döşemesi veya molekül, ve hatta soyut bir nesne gibi bir özdek(madde) olabilir.'


kendine iyi bak




okuma-dinleme-görme üzerinde his pratiği



2 minutes to midnight

'For every two minutes of glamour, there are eight hours of hard work.' Read it again.