"Taş Yerinde Ağırdır" ya da "Taşı Gediğine Koymak"
Şef:
seco
on 8 Mart 2013
/
Comments: (0)
Albümlerinin açılışını yapan iki şarkı arasındaki fark dağlar kadar belki ama iki vokalin de şarkıya benzer şekilde girmesi, ikincisinin olduğu albümü, çıktığı vakit "ne lan bu?" deyip sonra götümüzün dibinden ayırmadığımız Kid A'in mertebesine getireceğinin habercisi gibi duruyor.
Thom Yorke abimizin "fade in"ine, yıllar sonra mukabele eden canımız-ciğerimiz-komşumuz Sakis kardeşimizin niyetinden azade, tespitimizdir; kritik kayıtlarına geçilsin.
Hüzünde, neşede ve ayakta...
Şef:
seco
/
Comments: (0)
Doğumun sevincini de ölümün
hüznünü de, doğanın ya da ölenin yakınlarının mahremi diye düşünürüm; bu yüzden kutlama
ya da taziye pek içimden gelmez. “İyi ki doğmuş“ diye sevindiğim, “oldu mu bu
şimdi” diye üzüldüğüm kişiler de vardır elbet. Ne tesadüf ki bugün, iki duygunun da
kesiştiği bir gün: Umut bağlanılan bir liderin gidiş, umut paylaşılan bir yazarın
doğum günü.
Fransız yazar Michel Tournier
hapisanedeyken, hapishane arkadaşları, ayakta yazabilmesi için ona özel bir masa
yapıp armağan etmişler. Yazarın ayakta duranının makbul olduğunu ve Tournier’in
de bunu layıkı ile yaptığını düşündükleri için olsa gerek.
Fotoğraflarda Chavez’i çoğu kez
yumruğunu havada sıkmış bir vaziyette ya
da ona “diktatör” diyenlerin saçmalamalarına, kelimenin içindeki “dik” kadar
anlamlı gülümsemesiyle karşılık verirken bir yandan da halkına el sallarken
gördüm. Ve hep ayaktaydı.
Kendini, yaşadığı dünyadan
soyutlamadığından kumdan, çöpten (ve belki de boktan) kitaplarını yazarken;
yaşadığı dünyadan soyutlayarak oğlunu nasıl büyüttüğünü anlatırken; müziğe, sinemaya, edebiyata dokundurmadan yapamadığı ve bu yüzden tadından yenmeyen sanal köşe yazılarını paylaşırken zihnimde canlandırdığım Ali Mert de hep ayaktadır. Ama ara sıra dinlenmek için caz -çoğunlukla avangart- dinlerken ayaklarını sehpaya
uzatıp oturmak şartıyla…
Ayakta durmak doğal seçilimin bir
sonucu ama “ayakta durmak” seçilmemenin bir nedeni. O yüzden ölenimiz, doğup da "olan"ımızdan çok. Ali Mert’e, ailesi ile birlikte, evrime inat uzun ve üretken bir
hayat dilemek gibi ufak bir hediye verirken, giden Chavez’in ardından efkar
dağıtmak ve enseyi karartmamak için “Düşmeyen kızıl bayraktan umut kesilmez”
diyeyim ve ekleyeyim.
fish-eye
Şef:
sputnick
on 28 Şubat 2013
/
Comments: (0)
“The darkening of the world makes the irrationality of art rational: radically darkened art.”
Theodor W. Adorno, Aesthetic Theory
mask
Şef:
sputnick
on 26 Şubat 2013
/
Comments: (0)
The Past: Our cradle, not our prison; there is danger as well as appeal in its glamour. The past is for inspiration, not imitation, for continuation, not repetition.
atonal simetri
Şef:
sputnick
on 25 Şubat 2013
/
Comments: (0)
'Simetri değişik şekillerde gözlemlenebilir: Geçen zamana nazaran, bir hacimsel ilişkiye istinaden, ölçeklendirme, döndürme ve aynalama gibi geometrik dönüşümler vasıtasıyla, diğer işlevsel fonksiyonlar vasıtasıyla (düzenli bir desen ile kaplı yer döşemesi, vb), soyut nesnelerin durumu olarak bilimsel modeller, dil, müzik, ve hatta bilginin kendisi. Simetrik nesneler, bir kişi, kristal, desenli örtü, yer döşemesi veya molekül, ve hatta soyut bir nesne gibi bir özdek(madde) olabilir.'
2 minutes to midnight
Şef:
sputnick
/
Comments: (2)
'For every two minutes of glamour, there are eight hours of hard work.' Read it again.
Mayıs'68 mi, Sevgiler Günü mü?
Şef:
seco
on 14 Şubat 2013
/
Comments: (0)
Nedir Kapitalizm? Üretim
araçlarının burjuvazi dediğimiz bir azınlığın elinde olması ve büyük çoğunluğun
hayatlarını idame ettirecek bir ücret karşılığında emeklerini satarak kanlarından,
canlarından, alın terlerinden kapitalistlere kâr devşirmeleridir.
Bir üretim biçimidir kapitalizm.
Ama aynı zamanda üretilen şeylerin tüketilmesi yani satın alınması gerekir ki işler
tıkırında gitsin. Kapitalizmin olağan krizlerinin çıkış noktası çoğunlukla üretim
değil tüketimdir. İnsanları tüketime teşvik etmek
kapitalizmin en önemli görevidir. Son zamanlarda tüketim
çılgınlığı sayesinde finansal krizlere neden olsa da böyledir bu. İnsanlar kapitalizmin bu işleyişini
kavramaktan uzaktırlar. “Kapitalizm” lafını telaffuz bile etmezler ki... Nasıl sorgulasınlar?
Ama bir gün vardır ki:
14 Şubat Sevgililer Günü ya da orijinal haliyle Saint Valentine's Day (commonly known
as Valentine's Day).
O gün (ki
bugündür) geldi mi herkes birer Marksist, kapitalizmin Van Helsing’i kesilir.
Sevgilisi olmayandan olana, evlisinden boşanmışına bir çok insan atıp tutar.
Halbuki daha geçen gün onuncu çift ayakkabı alınmış ya da geçen sene alınan akıllı telefon daha akıllısıyla yeni değiştirilmiştir. “Benim sevgilim, karım,
çocuğum, annem, babam vs. bana her gün kıymetli, düşmem bu kapitalizm tuzağına”
diyenler bilmezler ki kapitalizm için her gün kıymetlidir.
14 Şubat da diğer
kalan 364 gün 6 saat gibi kapitalisttir. Ne daha eksik ne daha fazla. Bugün
üzerinden bir eleştiri ya da eylemlilik olacaksa bu onun kapitalist doğasına karşı değil muhafazakar
bir şekilde algılanışına karşı yapılmalıdır. Sevgililer günü, parti
liderlerinin halka duyduğu yalan sevgiye, aile içi şiddetli sevgiye, arkadaşlarımıza beslenen muhabbete, tanrıya/peygambere olan aşka yem edilmemelidir (sevgiler günü vesilesiyle dile getirilen sevgi çeşitleridir bunlar). Bugün, kuytuda ya da imzasız-yüzüksüz ev paylaşıp sevişenlerin, erkek erkeğe sevişenlerin, kadın
kadına sevişenlerin, nizami şekilde sevişenlerin, hayvan gibi sevişenlerin, sevişmeyip
sadece öpüşenlerin, sevişemeyip kendiyle oynayanların, sevişmeden önce doğum kontrol hapı/prezervatif
kullananların, bunları kullanmayıp doğacak kazaları tıbbi yöntemlerle
çözenlerin kısacası tüm "ahlaksızların" günü olmalıdır.
Başımızda bulunanların “aşk” ilişkilerine bakış açısı malum. Bu bakış sadece düzenin işleyeceği düzlemi görmek ister ve heteroseksüellik, evlilik ve çocuk bu düzlemin sacayaklarıdır. Adı “sevgili” gibi müstehcen bir kelime olan bir günü, bu sacayakları kesecek testerenin dişlilerinden biri olacak şekilde törpülemek gerekiyor. Alalım elimize bir eğe ve sevgililer gününün bütün ahlaksızlığını ortaya çıkaralım. Ve en sonunda alalım o eğeyi Aziz Valentine’in kalbine saplayalım. Başımızdaki vampirlerin kalbi niyetine...
barba'dan şubat için 14 şarkı
Şef:
miss papix
/
Comments: (2)
herkes kendine konuşabileceği bir dil bulmalı bu hayatta
diyen barba şubat için 14 şarkı seçti: afiyet olsun!









