yanan baruta körükle ateş etmek

Daha evvel çeşitli mevzularda dile getirdiğimiz karın ağrılarından biriydi: "Oryantalizmin, şarkiyatçılığın en fenası içe doğru patlayan (duhül eden diyelim) versiyonudur" lafı. Yani hali hazırda "şark"ta iken olduğu yere sanki garptaymış gibi bakmak, bir üst basamaktan oryantalizmin en ucuz turizmini yapmak idi kasıt. Bu duruş, birçok yerde olduğu gibi müzikte de birçok kişiyi ihya etti; etmeye devam ediyor.

Her neyse, konu o değil. Peki ya "yıkım"ın içe doğru patlayanına ne demeli? Kişisel tarihimizdeki belki de ilk dekonstrüksyonu yapan şey değil midir Nirvana? Sahi, wordpress köyünden bile kovulan şu naçiz günlükte neden Nirvana yok? Ha?



1980'lerin sonlarından, 90'ların ortalarına bile varamayan o kısa sürede Nirvana'nın basit bir teenage-angst vaziyetinden çok daha fazlası olduğu gerçeği, sadece o tarihlerin bizim teenage'liğimize denk gelmesiyle açıklanabilecek kadar basit midir? Yere batasıca rock tarihçileri ve eleştirmenlerinin dediği gibi Nirvana, Sex Pistols-Killing Joke hatta The Pixies'in uzantısı mıdır? Sahi rock tarihi ilahlaştırmaya (ilah endüstrisi de silah kadar öldürücü değil midir?) neden bu kadar meyyaldir? Nirvana sadece kulaklıklarla veya hoperlörlerle okunabilir mi? Son iki soru birbiriyle çelişir mi? Çelişse umrunuzda olur mu?

Her neyse, konu o da değil. Peki ya tüm araçları ile "endüstri" içine girmiş müzik ne derece derman olabilir? Halil Turhanlı'nın vaktiyle dediği gibi "herkesin bir şekilde kabul edip müzik marketlerdeki raflara koyduğu bir alt kültür ne boka yarar?"




Ağır bir çürüyüşün, seçilen birinin gözü önünde olmasıyla yüz binlerce kişinin gözü önünde olması arasında ne fark vardır? Kitabın aksine, artık "seçilmiş" olanlar o çürüyüşe tanık olmaları için mi seçilir hale geldi? Bu ilah endüstrisi yüzünden mi insanlar, geride bıraktıklarına kendilerinin hatırladığından daha fazla anı bırakmaya başladı?

Neyse, konu o değil.

0 comments:

Yorum Gönderme